Çocuğunuz Yaramaz mı Hiperaktif mi?

Uz. Dr. Leyla Benkurt Alkaş, çocuklarda görülen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ile tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. 

ANNELERE ÖNERİLER

Çocukluk döneminde en sık görülen davranış bozukluklarından biri, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğudur. Okul dönemi çocuklarında, 50 kişilik sınıfta ortalama 1-3 öğrenci bu problemden etkilenmektedir. Erkeklerde görülme sıklığı, kızlardan 5 kat daha fazladır.

Nasıl belirti verir?

Temel belirtileri çocuğun gelişim seviyesine uygun olmayan aşırı hareketlilik, dikkat süresi ve çelinmesinde sorunlar, düşünmeden-dürtüsel hareket etme davranışlarıdır. Tüm çocuklarda bütün belirtilerin olması gerekmez. Problemin dağılımı, her çocukta farklı oranlarda olabilir. Tüm alanlarda sorunlar yaygınsa MİKS tip denir. Hiperaktivite olmadan, sessiz, çekingen, kendi halinde, yavaş ve dalgın çocuklara “Dikkat eksikliği bozukluğu” tanısı konulabilir.

Neden kaynaklanır?

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun nedeni henüz tam olarak belirlenememiş olsa da birçok faktörün etkili olduğu söyleyebilir. Bunlar arasında soya çekim, hamilelik, doğum ve erken bebeklikte gelişimi etkileyen her tür olumsuz etkenlerin beyin gelişiminde yol açtığı sorunların tetikleyici olduğu düşünülmektedir.

Herhangi bir test ile belirlenebilir mi?

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun teşhisi için özel olarak uygulanan test ya da tetkik bulunmamaktadır. Tanı; ailenin vereceği bilgilerden yola çıkılarak çocukta, bebeklikten bu yana görülen belirtiler ve dikkat çeken farklılıkların incelenmesi, çocuğun o yaşındaki durumunun takibi, okul yaşamı ile ilgili arkadaşları ve öğretmenlerinden alınan bilgiler doğrultusunda yardımcı psikometrik testlerle konulur. Bunun yanında çocuğun tiroit fonksiyonlarının değerlendirilmesi, EEG, kan incelemesi veya nörolojik inceleme de bazı durumlarda gerekli olan ileri tetkikler olarak kabul edilir.

Başka sorunları da beraberinde getirir mi?

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu yanında başka sorunlar da görülebilir. Bunlar;

Özgün öğrenme sorunları: Harfleri ve heceleri eksik ya da ters okuma ve yazma, eldeyi unutma, toplama işareti yaptığı halde çıkartma yapma

İncemotor gelişiminde gecikmeler: Yazı yazarken yorulma, ince işlerde beceriksizlik, ayakkabı bağlama, çorap giyme, düğmelemede güçlükler

Duygu-durum sorunları: Israrcı olma, çabuk ağlama, doyumsuzluk, çok gülme, memnuniyetsizlik

Davranım sorunları: Agresif davranma, küfür etme, gerçeği söylememe, vurma, eşyalara zarar verme, otoriteyle sorunlar yaşama

Anksiyete bozuklukları: Anneden ayrılma güçlüğü, sınav kaygısı, başarısız olma korkusu, takıntılar, saplantılar,

Sosyal ilişkilerde zorluklar: Utangaçlık, özgüven eksikliği, göze bakma kısıtlılığı.

Nasıl tedavi edilir?

Tedavisi için doktor, aile ve okul arasında işbirliğine ihtiyaç vardır. Her çocuk için yaşam alanı, öncelikler ve ailenin imkanları doğrultusunda tedavi planlanır. Çocuğu incitmeden güçlükleri hakkında bilgi vermek, tedavide onay ve desteğini sağlamak önceliklidir. Davranışçı yöntemlerde, ilaç ve eğitim birbirine paralel olarak uygulanır. Her çocukta ilaç kullanmak şart değildir. Gerekli vakalarda aileler ilaç kullanımı konusunda suçluluk ve kararsızlık gösterdiklerinden; bu durum bazen tedavinin gecikmesine, sorunların büyümesine, çocuğun yaralanması veya etrafın etkilenmesine neden olmaktadır. İlaçlar doktor kontrolünde kullanıldığından kesinlikle ciddi bir yan etkiye ve bağımlılığa neden olmaz. Ne kadar erken değerlendirilip üzerinde durulursa akademik güçlükler, hırçınlık, mutsuzluk gibi ikincil problemlerin gelişmesi o kadar engellenebilir. Toplum ve okul hayatındaki yanlış bilgiler nedeniyle, çocukların bu tanı ile dışlanmasına yönelik korkular erken değerlendirmelere engel olmaktadır. Gün geçtikçe okullarda ve toplumda, bu güçlüğü yaşayan çocuklar artık doğru tanınmakta; “yaratıcı, enerjik, çabuk karar veren, pratik, hazırcevap coşkulu” yönlerini öne çıkaracak şekilde aramızda, kendine güvenen, kendileri ve çevreyle barışık, üretken bireyler olmaları kapısı aralanmaktadır. İlaç tedavisi konusunda aileler ön yargılı olabilmektedir ancak doktorunuz bunu gerekli görüyorsa endişelenilmemelidir. Çocuğun gerek okul gerek sosyal ve aile hayatında başarılı olabilmesi için ilaç tedavisi gerekli olabilmektedir ve bunun çocuğa herhangi bir olumsuz yan etkisi bulunmamaktadır.

Çocuğunuzla ilgili bu endişeleri taşıyorsanız dikkat

  • Çok hareketli, düz duvara tırmanıyor, rafları basamak yaptı.
  • Sürekli gözüm üstünde, her an bir vukuat çıkarıyor.
  • Çok konuşuyor, iki çift laf ettirmiyor, sesini ayarlayamıyor.
  • Eli-ayağı, kaşı-gözü hep oynuyor.
  • Gözü kara, tehlikelerden kendini korumuyor.
  • Aceleci, sırasını beklemez, hemen olsun ister.
  • Çabuk öfkeleniyor, sonra üzülüyor.
  • Haklıyken hep haksız konuma düşüyor.
  • Maymun iştahlı, her seste dikkati dağılıyor.
  • Hareketli değil ama hayal aleminde gibi.
  • Öğretmen, “Çok zeki ama yapamıyor” diyor.
  • Komşuya gidemez, topluma çıkamaz oldum.
  • Başa çıkamıyorum, benim psikolojim bozuldu diyorsanız, çocuğunuzda dikkat eksikliği veya hiperaktivite bozukluğu olabilir.

Çocuğunuz hiperaktif mi yoksa aktif mi?

Disipline olmamış çocukla, hiperaktif çocuk ayrımı önemlidir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu olan bir çocuk, her ortamda bu rahatsızlığı gösterir. Ancak disipline olmayan çocuk genelde böyle değildir. Sınıf içi davranış ve öğrenme sorunları olan çocuklardaki sorunların her çocukta kendine özgü bir seyri olması kaçınılmazdır. Bu hal ve gidişi etkileyen birçok faktör olabilir. Ailenin yapısından beslenme tarzına, okula gidiş gelişindeki arkadaşlarından, öğretmenine kadar değişebilecek küçüklü büyüklü birçok etken bu faktörler içinde yer alabilir. Durumu değerlendiren uzman kişinin yapması beklenen, bu listenin içerisinde, çocuğun durumuna en çok etki edenleri belirten bir öncelik sıralaması yapmasıdır.

Okul döneminde anne-baba önemli rol oynuyor

Anne babalar, çocuklarının okulla tanıştığı süreçte yalnızca, ‘okul kapısında ne yapalım?’ gibi kesitsel bir bakışı içinde olmamalıdır. Bu, bir sürecin sonucu olarak elde edilen bir durum olmalıdır. Öncelikle çocuğun anne babadan ayrılmasını sağlıklı bir biçimde planlamak gerekir.  Daha sonra okul ortamına onu hazırlamalı, birlikte düşünülmeli ve planlanmalıdır. Çocuğun okula başlamadan önce kreş ve anaokuluna gönderilmesi, okula uyum sürecini olumlu etkileyebilmesi açısından bir gerekliliktir. Çocuğa, okula alışması için ihtiyacı olan zaman verilmelidir. Çocuğun okula adaptasyon sürecinin beklenenden uzun zaman alması, her çocuğun         arklı mizaç özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ailelerin çocuklarına gerekli anlayışı göstermeleri çok önemlidir.

Bazı gıdalar hiperaktiviteyi tetikleyebilir

Rengarenk şekerlemeler, değişik şekillerde hazırlanmış kurabiye ve bisküviler, cipsler… Bu tür besinler çocukların sağlığı üzerinde hiçbir olumlu etkiye sahip olmadığı gibi sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve obezite gibi durumlara yol açtığı bilinmektedir. Son yıllarda, fazla miktarlarda alınan bu gıda maddelerinin çocuklarda hiperaktivite, dikkat eksikliği, davranış bozukluklarının ortaya çıkmasında etki olabileceği düşünülmektedir. Özellikle renk sağlayıcı gıda katkı maddelerinin fazla miktarda alınmasının, çocuk sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığı kanıtlanmıştır. Bunların başında da hiperaktivite ve davranış bozuklukları gelebilmektedir.

Unutulmamalıdır ki; çocuklardaki hiperaktivite; genetik faktörler, erken doğum (prematüre), çevresel, yetişme/yetiştirilme gibi birçok faktöre bağlıdır. Katkı maddeleri ise sadece etkenlerden biri olabilir. Bu etkeni ortadan kaldırmak için mutlaka sağlıklı besin seçimlerinin çocuklara öğretilmesi gerekir. Hazır gıdaları, fast food besinleri çocukların çok seyrek tüketmesi sağlanmalıdır. Çocuklarınızı daha doğal, sağlıklı beslenmeyi sağlayan besinlere yönlendirin. Şekerleme yerine meyve, şokella yerine reçel, çikolata yerine ev yapımı puding, kola yerine ayran, bisküvi yerine evde yapılmış kek, hazır meyve suları yerine taze sıkılmış olanlarını tercih etmek gibi.

EN ÇOK OKUNANLAR